Odalarda Işıksızım

Şimdi, eğriye eğri, doğruya doğru; bir kişi daha 90’larda çocuk olmak ne güzeldi derse hem düşüp bayılacağım hem de kafamı yere çarpmadan önceki  son bir kaç saniye kendisine bir nebze hak verir gibi olacağım. Bu modası geçmiş konu 2019 başında soğuk bir ocak ayının rüzgarlı bir pazar günü nereden mi aklıma geldi? Çünkü bugün Kayahan…

Annemin Ayakları

Annem bir gece rüyasında anneannesini görmüş. Çöl gibi bir yerde, kızgın güneşin altında bir sürü insan varmış; herkes sessizlik içinde ayakta dikiliyor, ileride ağaçların arasında duran masmavi bir su birintisine bakıyormuş, vaha gibi bir şey. Müthiş bir sessizlik, mahşeri bir kalabalık. Annemin anneannesi o kadar insanın içinde anneme görünüvermiş. Şöyle bir göz göze gelmişler. “Yaşıyor…

Bisikletle Sicilya Turu

Aslında bu gezinin yazısını ne zamandır yazmak istiyordum. Hatta kendimi iteklemek için öyle çaba sarfettim ki diğer gezi yazılarının akıbetini de bu yazıya bağladım diyebilirim. Nihayet koşturmacayla geçen haftalardan, aylardan sonra geçen hafta bir gün koyu bir kahve yapıp bilgisayarımın başına oturdum, öncesinde haberlere bir bakayım dedim ve Şanlıurfa’da iki motorsikletli gezginin öldürülüş haberini okudum. Bırakın…

Özlemin Beş Boyutu

Aylardır bitmek bilmeyen bir koşturmacanın içindeyim. Dünya mı Güneş’in etrafında dönüyor, Güneş mi Dünya’nın diye sorsalar durup düşünecek, ‘Yok kardeş, dönen şey benim başım sanki’ diyecek haldeyim. Geçici bir dönem olduğunu bilmesem boğulur gibi olurdum belki ama biteceğini bilmek insana sükunet, hatta biraz da tuhaf bir haz veriyor. Önüme gelen her şeye ilk kez görüyormuş…

Hikaye Kimin?

Sana anlatacağım hikaye aslında böyle değildi. Beynimde patlamış bir tomurcuk gibi küçücük, gizemliydi; kendini değil senden benden, kendisinden bile saklayacak kadar tamdı. Ona ‘benim hikayem’ diyebilmem için zaman gerekiyordu; beyin zarımda yaprak yaprak yeşermesi, içime kök salması lazımdı. Kısacası gözlerini gözlerimden çekmeyen sessiz bir bebek gibiydi, ve hatta sessiz bir cenin; onu hafızamın yüzeyinde tutmak…

Vitrinde Üç Kişi

Çocuk, incecik sesiyle fısıldar gibi inledi.Elinden tutan kadını kendine doğru çekmeye çalıştı ve acıyla: “Anne, gözüme bir şey kaçtı!” dedi. Anne pek oralı olmadı, yanındaki arkadaşı ve o, vitrindeki kazağın nasıl örülmüş olabileceği hakkında heyecanlı heyecanlı konuşmaya devam ettiler. ”İki ters bir düz bu.” dedi anne.”Çok kolaydır bunu yapması ama boğaz modeli değişik sanki biraz.” “Canım,daha yakından baktın mıydı…

Soğanlı Bebekleri

Ah, elleriyle yaptığı oyuncak bebeklere böyle beğene beğene bakmaktan bir vazgeçse. Kendi nazarının herkesinkinden daha etkili olduğunu görebilse. Başkalarının onu hapsettiği kabuktan sıyrılabilmek için önce kendi kabuğunu ellerini kanata kanata çatlatması gerektiğini anlasa. Bozkırın o dümdüz, tozlu sıcağında, uzaktaki Erciyes silüetine yanından gelip geçen insanların kendisini süzmesine aldırmadan dalmış bakarken tüm bunlar kafasına dank etse…

Dumana Karışan Gece Masalı

Küçük bir çocukken dinlenen masallar insanın ruhunu büyüler. Pembe böcekli geceliğinin içinde, sıcacık yatağında uzanmışken, minik bukleleriyle oynayıp ona masal anlatan annenin gül kokulu kremini içine çeken çocuk için dünyada her şey öylesine tam ve güzeldir ki masal, onun gününün mutluluğuna yapılan bir yama değil, başka bir boyuta sıçramaktır artık. Siz deyin gökyüzüne ulaşan bir…

Çamlıhemşin’de Bir Sabah, Bir Kadın

Hatırlar mısınız bilmiyorum, eskiden, çok eskiden -Bilim ve Teknik dergisi henüz A5 boyutta basılır ve Tübitak siyasetten uzak, çok saygın ve çekici bir kurumken– bu dergide “Fotoğrafın Düşündürdükleri” diye bir köşe vardı. Bu köşede genelde makro çekim bir fotoğraf olur, bunun ne olduğunun cevabı sonraki sayıda verilirdi. Daha ilkokula gitmezken dergileri sırayla üst üste dizip…

Japonya’da Sakura Zamanı

2012 yılının Nisan ayında, kışın bulduğum (nispeten)ucuz bir biletle atlayıp gittiğim, bendeki eşek şansına bak ki Sakura’nın en güzel haftasına denk geldiğim Japonya, ruhumu en çok huzura kavuşturan bu yalnız yolculuk. Ocak gibiydi sanırım, yorucu bir gündü. İşten eve geç gelip kurulmuş bir robot gibi evdeki masaüstünün başına oturduğumu hatırlıyorum. Maillerime bakıyorum ama amaç kafayı…